Ana Sayfa Köşe Yazıları, Yazarlar 15.12.2023 282 Görüntüleme

İttihat Terakki’nin görünen, ötekileştiren gerçek yüzü

Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın duruşmasını Ankara’da İbrahim Kaboğlu ile yan yana izlemiştik.
(Duruşma sonrası gözaltına alıp yıllarca yargılandım ve beraat ettim)
O gün ki konuşmanın özetini yıllar sonra yazacağımı hiç düşünmemiştim.
Barış akademisyenlerini konuşurken “Benim mağdurum iyidir, senin mağdurundan bana ne (kötü/”Fetö’cü”) nobranlığını yüzünde okumuş dilinden de duymuştum.
 
İlk kez bir hukukçu için yüreğimin soğukluğunu yaşadım ve saygımı yitirdim.
 
Bizler KHK’ların hukuksal mücadelesine katkı sunmaya çaba harcarken dönemin İstanbul Barosu Başkanı,
bu insanların ve yakınlarının Avukat haklarını engelleyen açıklamalar yapabilmişti.
“Suçun şahsiliği hükmünden” hukukçu geçinenler de çoktan uzaklaşmıştı.
 
17/25 Aralık öncesi yargıda hukuksal katliamlar yapanlar; günü geldiğinde kendilerine de hukukun üstünlüğünün gerekli olacağını düşünmemiş olabilirler, tıpkı gerçek ve en demokratik anayasa olan eşit vatandaşlığın temel alındığı 1921 anayasasının; oligarşik varsılların, feodal toprak ağalarının baskısıyla anın da yok edilerek o günden bu güne tüm halk katmanlarının,
ötekileştirilerek, yok sayılarak, düşman hukukuyla yargılandığı, ezildiği gibi …
 
Oligarşik varsıllar eliyle; “Anarşist”, “Solcu”, “Kürt”, “Alevi”, “Fetöcü”, “Terörist”, “Devlet Düşmanı” ilan edilerek,
her dönem birileri mağdur, birileri mağrur tanıtılarak ‘böl parçala yönet’ yönteminin kullanıldığı,
İbrahim Kaboğlu gibi henüz daha ayrımın da olmayanların bir kez daha gözden geçirmemiz gerekmektedir.
 
Sayın Kaboğlu; Devlet aklıyla ‘Adalet’ arıyor. “Benim katilim iyidir, senin katilin kötü!”
 
Yıllardır yargılanıyorum. Üstünler hukuku var mı yok mu sayın Kaboğlu?
 
Siyasal İslamcılar eliyle; Gerçek inanan Müslümanlar dahil,
Kürtler, Aleviler, Yurtsever devrimciler üzerinde yargının sopa gibi kullanıldığını görmemek için at gözlüğü takmak gerek.
Yoksa sırf muhalif gözükmek için laf söylemiş olursunuz. Kaldı ki KHK’lılar da Barış akademisyenleri gibi mağdur.
Barış akademisyenlerini de KHK’lı. Ve bizler her ikisinin de yanında olduk aç ve susuzken…
 
Ya siz?
 
Sevgili İbrahim Kaboğlu;
Yazdıklarını okuyunca kibrin batağında bir dönem kulaç atan general Çevik Bir örneği usum da canlandı.
Nasıl da bir mağrur ego ve üstenci dil ile kendi yamaklarıyla terör estirmişti bu topluma kendi teröristini savunarak.
 
Kenan Evren, Çevik Bir gibi, şimdiler de;
Esamesi okunmayan sıradanlığında boğulanların yalnızlığında bir ah kadar ömür…
 
Bu kafa bu nobranlıkla sizi de farklı bir son beklemiyor sanırım.
 
İbrahim Kaboğlu; İttihat Terakki’nin görünen, ötekileştiren gerçek yüzüdür!
 
dedim ve gitti.
 

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Hazır Site by Uzman Tescil webmaster