Ana Sayfa Köşe Yazıları, Yazarlar 7.03.2026 169 Görüntüleme

ABD ve İsrail’in Kara Harekâtı Planı Duvara Tosladı

Sahadan kulis bilgileri, o planın neden duvara tosladığını gösteriyor. Son günlerde Ankara, Bağdat ve Erbil hattında telefonlar susmuyor. Diplomasi koridorlarında yankılanan tek bir konu var: ABD ve İsrail’in bölgeyi yeniden ateşe atacak o meşhur “kara harekâtı” senaryosu. Ancak sahadan gelen son bilgiler, bu kirli planın çok sert bir kayaya çarptığını gösteriyor. PJAK’ın verdiği o net “red” cevabı, sadece bir askerî geri adım değil; Washington ve Tel Aviv’in bölge mühendisliğine indirilmiş profesyonel bir darbedir.

Masadaki harita ve sahadaki gerçek…

Geçtiğimiz haftalarda bölgeyi ziyaret eden üst düzey “danışmanların” çantalarındaki haritaları hepimiz az çok tahmin ediyoruz. Hedef belliydi: Yerel dinamikleri birer koçbaşı gibi kullanarak sahayı süpürmek, ardından “istikrar getirdik” masalıyla bölgeye yerleşmek. Ancak gazeteci olarak görüştüğümüz kaynaklar, bu teklifin masaya geldiği anı bir “kırılma noktası” olarak tanımlıyor.

PJAK, bu teklifi elinin tersiyle iterek aslında şunu söyledi: “Biz sizin jeopolitik laboratuvarınızdaki denekler değiliz.”

Kulislerde konuşulanlara göre bu “red” cevabının altında üç temel gözlem yatıyor. Birincisi, güven erozyonu. Bölge halkı, ABD’nin “kullan-at” taktiğinden artık bıktı. Suriye’de ve Afganistan’da yaşananlar hafızalarda tazeyken kimse yeni bir felakete “evet” demiyor. İkincisi, bölgesel dengeler. İsrail’in bölgedeki varlığını tahkim etmek için kurgulanan bir planın parçası olmanın, uzun vadede sadece daha fazla kan ve gözyaşı getireceği net bir şekilde görüldü. Üçüncüsü ise açık bir irade beyanı. Bu rest, dışarıdan dayatılan her planın sahada karşılık bulamayacağının ilanıdır.

Pentagon’un evdeki hesabı şimdi yeniden yapılıyor. Pentagon koridorlarında “B planı” aranıyor. Ama asıl mesele şu: ABD ve İsrail artık bölgedeki aktörleri sadece parmak şıklatarak harekete geçiremeyeceklerini anlamış durumda. Sahadaki gerçeklik, Washington’daki konforlu koltuklarda yapılan analizlere hiç benzemiyor.

Gazeteci notu olarak düşmekte fayda var: PJAK’ın bu duruşu, bölgedeki diğer aktörler için de bir emsal teşkil edebilir. “Hayır” diyebilmenin yarattığı bu dalga, emperyalizmin bölgedeki manevra alanını her geçen gün daha da daraltıyor.

Sonuç olarak bu sadece bir harekâtın durması değil, bir dönemin kapanışıdır. ABD ve İsrail’in “kara harekâtı” hayalleri şimdilik rafa kalktı; hem de bizzat sahanın içinden gelen bir iradeyle. Kirli pazarlıkların, gizli ajandaların ve kanlı haritaların sonu, sahanın sert gerçeklerine toslamak oldu.

Anlaşılan o ki bu coğrafyada artık kimse başkasının yazdığı senaryoda figüran olmak istemiyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik stratejisinde Kürt grupları bir “kara gücü” olarak kullanma isteği ise 2026 yılı Mart ayı itibarıyla bölgedeki en sıcak gündem maddelerinden biri haline gelmiş durumda.

Trump’ın Reuters’a verdiği mülakatta ve yaptığı telefon görüşmelerinde, İranlı Kürt grupların (PJAK, PAK, Komala, PDKİ vb.) İran’ın batısından bir kara saldırısı başlatmasını “harika bir fikir” olarak nitelendirdiği ifade ediliyor. ABD’nin bu gruplara geniş kapsamlı hava desteği verebileceği ve böylece İran rejimini içeriden sarsmayı hedeflediği belirtiliyor.

Ancak durum göründüğü kadar tek taraflı değil. Kürt siyasi aktörler ve silahlı gruplar bu teklife karşı oldukça temkinli ve yer yer sert açıklamalarla yanıt veriyorlar.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY), yaptığı resmi açıklamalarla bu savaşın bir parçası olmayacaklarını ve topraklarının İran’a saldırı için bir “sıçrama tahtası” olarak kullanılmasına izin vermeyeceklerini duyurdu. İran’ın olası misillemelerinden, özellikle füze ve dron saldırılarından ciddi endişe duyulduğu belirtiliyor.

Kürt siyasi aktörler ayrıca geçmişte, özellikle 2019 ve 2025 yıllarında Suriye’de yaşanan gelişmeleri hatırlatarak ABD’ye duyulan güven sorununa dikkat çekiyor. “Önce Amerika” politikası çerçevesinde Washington’un sahadaki müttefiklerini kullanıp daha sonra terk edebileceği yönünde ciddi kaygılar dile getiriliyor.

İran cephesinden gelen mesajlar ise oldukça sert. Tahran yönetimi, bu grupların herhangi bir hareketliliğine karşı sınırda binlerce askerin hazır beklediğini ve Irak’taki Kürt üslerinin hedef alınabileceğini açıkça ilan etti.

Öte yandan PJAK gibi PKK ile bağlantılı grupların bu sürece dahil olması ihtimali, sadece İran’ı değil Türkiye ve Irak’ın bölgesel güvenlik politikalarını da doğrudan alarm durumuna geçirmiş durumda. Bu nedenle olası bir askeri senaryonun yalnızca İran’la sınırlı kalmayacağı ve daha geniş bir bölgesel gerilimi tetikleyebileceği değerlendiriliyor.

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

Aynada Yüzleşmek

Aynada Yüzleşmek

Hazır Site by Uzman Tescil web sitesi kurma